17 Aralık 2017 Endokrin ve Genel Jinekoloji + Programı Notları


Sunumlarını tıklayıp İndirebilirsiniz

Yazan:  Uzm Dr. Engin Türkgeldi
Koç Üniversitesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği
 
Endokrinolog Gözüyle Polikistik Over Sendromu
Prof. Dr. Okan Bülent YILDIZ, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi
  • Polikistik Over Sendromu (PKOS) prevalansı kullanılan kriterlere göre değişiklik göstermektedir. NIH kriterlerine göre %6, Rotterdam kriterlerine göre %10, Androgen Excess - PCOS Derneğine göre %10 olarak hesaplanmaktadır.
  • PKOS tanısı alan hastalara arasında oldukça farklı fenotiplere rastlanmaktadır. Bu konuda yapılan bilimsel çalışmalarda kredibilite için spesifik fenotipler açıkça belirtilmelidir.
  • ABD’de toplumdaki obezite prevelansı yüksek olduğu için PKOS ek bir risk faktörü olarak görülmemekteyken, Türkiye’de PKOS obezite için risk faktörü olarak değerlendirilmektedir.,
  • Açlık glukoz değeri tek başına insulin direnci tanısında yeterli değildir. İki saatlik OGTT, insulin direnci tespitinde sekiz kat daha başarılıdır.
  • Klinik araştırmalar dışında, insulin direncinin değerlendirilmesi için serum insulin seviyesi ölçülmesi gereksizdir.
  • Hastaya önce yaşam tarzı değişiklikleri önerilmeli, metformin rutin olarak herkese verilmemelidir. Yaşam tarzı değişikliğine rağmen glukoz intoleransında düzelme olmayan obez PKOS’lu hastalarda ve glukoz intoleransı olan ve normal vücut ağırlığına sahip PKOS hastalarında metformin düşünülmelidir. 
  • PKOS hastalarının tamamına yakınında oral kontraseptifler menstruasyon, hirsutism için faydalıdır.
  • Adolesanlarda ultrasonda polikistik over görünümü kriteri folikül sayısı yerine volüm olmalıdır.
  • Menarşı izleyen ilk iki yılda PKOS tanısı koymaktan kaçınılmalıdır.
Polikistik Over Sendromunda İnfertilite Yönetimi
Prof. Dr. Gürkan Bozdağ, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi
  • Oligo-anovulasyon için kimler taranmalı, kimler taranmamalı?
  • a) 21-35 gün arasında düzenli adet gören kadınlar veya 35 günden uzun süren adet aralığı tarif eden hastaları taramaya gerek yoktur.
  • b) 21-35 gün arası adet gören fakat hirustizmi olan kadınlar taranmalıdır. 31-35 gün arası adet aralığı olan kadınlar gerek görülürse taranabilir.
  • c) Tarama için mensin 21-24. günü arasında progesterone ölçülebilir. 3 ng/ml altındaki değerler anovulasyonu işaret edebilir. Test günü, 35 gün arayla adet gören kadınlarda 28. gün yapılabilir.
  • Hayat tarzı değişiklikleri ilk basamak olmalıdır. Bu sadece konsepsiyon için değil, uzun vadeli sağlık sorunları ve gebelik komplikasyonları için de faydalıdır. 
  • Birinci basamak tedavide amaç ovulasyonu sağlamaktır. Klomifen sitrat ve letrozol, BKI 25’ten düşük hastalarda eş değerde faydalıdır. BKİ’nin daha yüksek olduğu hastalarda ise letrozol daha başarılı görülmektedir. Metforminin tek veya kombine olarak tedavide faydası gösterilmemiştir. 
  • CC için 6 aylık kümülatif gebelik oranı %38’dir.
  • İkinci basamak tedavide bir seçenek laparoskopik ovaryan drilling’dir. Günümüzde kullanım sıklığı azalmıştır. Avantajı, işlem sonrası ilaç tedavisine gerek olmamasıdır. Öte yandan, invaziv bir işlem olması ve uzun vadede medikal tedaviye başvurma ihtimali olması dezavantajıdır. 
  • İkinci basamakta en yaygın tedavi gonadotropin ile ovulasyon indüksiyonudur. Low dose step up protokolü ile çoğul gebelik ve tedavi iptali daha nadirdir, başarı şansı ise low dose step down ile aynıdır.
  • Buna IUI eklemek, ovulasyonu tetiklemek, veya luteal faz desteği yapmak tedavi sonucuna etki etmemektedir. Başka bir endikasyon yoksa bu tedavileri hastaya önermekten kaçınılmalıdır. 
  • Üçüncü basamakta IVF önerilmektedir. Burada en önemli kaygımız hasta güvenliği olmaldır. OHSS riski açısından antagonist protokol kullanımı ve gerekirse agonist ile ovulasyon tetiklenmesi, düşük doz gonadotropin uygulanması, lüzum halinde total cryo düşünlmelidir.  
Hirsutismus
Dr. Ramazan Mercan, Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi
  • Hirsutismus, toplumun %5-10’u etkilemektedir.
  • Etiyolojisinde %70-90 PKOS, %1-15 konjenital adrenal hiperplazi yer almaktadır. Nadiren over tümörleri, adrenal tümörler, ilaçlar, Cushing sendromu veya idiyopatik hirsutismusa bağlı olabilir. 
  • Oral kontraseptif kullanan hastalarda serum androjen seviyelerine ölçümü için ilaç kesildikten sonra 4 hafta beklenmelidir.
  • Oral kontraseptifler tedavide etkin. En az 6 ay, tercihen 1-2 yıl tedavi sürdürülmeli. Hastaya, ilacın çıkacak olan kıl foliküllerine etkisi olacağı, mevcut olanları azaltmayacağı anlatılmalıdır.
  • Oral kontraseptifler ve ciproteron asetat dışında spirinolakton kullanılabilir. Bu sürede teratojenik etkileri nedeniyle kontrasepsiyon önerilmelidir.
  • Finasterid, flutamid, dexametazon, eflornitin tedavide rolü olan diğer ajanlardır.
Pubertal Gelişim Bozuklukları Nasıl Yönetilmelidir.
Prof. Dr. Şükrü Hatun, Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi
  • Tek taraflı meme büyümesi patolojik bir durum depildir.
  • Periferik prekoks puberte mutlaka tedavi edilmelidir.
  • Tanı anında meme gelişimi Tanner evre 4 veya daha ileri ise genellikle benign değildir.
  • Erken meme gelişimi, menarşın mutlaka erken olacağını göstermez.
  • Ultrasonda sadece overi değerlendirerek prekoks puberte tanısı koymamak gerek. Uterus boyutu da dikkate alınmalıdır.
  • 3-7 yaş arası prekoks puberte mutlaka tedavi edilmelidir.
  • 7 yaş ve sonrası prekoks puberte idiyopatik ise hekim soğukkanlı olmalı, kliniği değerlnedirmelidir.
  • Sadece boyun kısa kalacağı gerekçesi ile erken puberte ile tedavi vermek doğru değildir.
Meme Kanseri Taraması 2018
Prof. Dr.Hasan Karanlık, İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü
  • 8 kadından biri meme kanseri tanısı alıyor. Meme kanserleri, kadın kanserlerinin %25’ini oluşturuyor. 
  • Erken tanıda kür şansı yüksek. 
  • Mamografi ile taramanın etkin olmadığını gösteren Kanada ve İsveç çalışmalarında çeşitli metodolojik ve teknik sorunlar mevcuttur. Bunlardan bazıları, kitlesi olan kadınların çalışmaya dahil olması, mamografilerin kalitesi, radyologların deneyimlerinin sınırlı olması olarak sayılabilir. Sadece bunlara dayanarak taramayı etkisiz ilan etmek doğru değil.
  • ‘Independent UK Panel on Breast Cancer Screening’ yaptığı değerlendirmede 20 yıllık tarama programında mortalitenin %20 azaldığını belirtmiştir. Aşırı tanı riski %1’dir.
  • Taramadan en fazla fayda görecek grup 60-69 yaş arasıdır. 
  • 75 yaş sonrası rutin tarama önermek için yeterli delil yok. Taramadan fayda görmesi için yaşam beklentisi en az 5-10 yıl olmalıdır. Bu yaş grubunda farklı nedenlerden ölümler daha sık.
  • Sağlık Bakanlığı, 40-50 yaş arasında 2 yılda bir, 50 yaşından sonra yılda bir kez mamografi ile tarama yapılmasını tavsiye etmektedir. 
  • BIRADS 3’de malignite riski %1-2’dir.
  • Tarama modalitesi mamografidir, ultrasonografi değil.
  • Annesi meme kanseri olan bir kadın, annesine tanı konan yaştan 10 yaş önce taramaya başlamalıdır. Taram yöntemi ve zamanlaması bireyselleştirilmektedir.


TJOD İSTANBUL ŞUBESİ BİLİMSEL TOPLANTISI
Yer: HİLTON İSTANBUL BOSPHORUS
17 ARALIK 2017 PAZAR
ENDOKRİN + GENEL JİNEKOLOJİ
Konu Başkanları:  Engin Oral - Barış Ata

09:00 - 10:00 Sabah Kahvaltısı  
10:00 - 10:15 Açılış Konuşması Fuat Demirkıran

1. Oturum: ENDOKRİN
Oturum Başkanları:  Engin Oral – Tayfun Bağış

 
10:15 - 10:45 Endokrinolog Gözüyle Polikistik Over Sendromu Okan Bülent Yıldız *
10:45 - 11:00 Tartışma  
11:00 - 11:30 Polikistik Over Sendromu ile İlişkili İnfertilite Yönetimi Gürkan Bozdağ **
11:30 - 11:45 Tartışma  
11:45 - 12:05 Hirsutismus Ramazan Mercan
12:05 - 12:15 Tartışma  
12:15 - 12:30 Kahve Molası  

2. Oturum: GENEL JİNEKOLOJİ
Oturum Başkanları:  Levent Yaşar - Barış Ata

12:30 - 13:00 Pubertal Gelişim Bozuklukları - Nasıl Yönetilmelidir. Şükrü Hatun ***
13:00 - 13:30 Tekrarlayan Genital İnfeksiyonlar Tarık Altınok
13:30 - 14:00 Meme Kanseri Taraması 2018 Hasan Karanlık ****
14:00 - 14:30 Uydu Sempozyumu: Serviks Kanseri Tedavisinde Bevacizumab Gülkız Erdal

* Prof Dr, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları AD, Endokrinoloji BD.
** Prof Dr, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hast ve Doğum AD, Reprodüktif Endokrinoloji ve İnfertilite BD.
*** Prof Dr, Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatri AD, Pediatrik Endokrinoloji BD.
**** Doç Dr, İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü

Endokrinolog Gözüyle Polikistik Over Sendromu
Prof. Dr. Okan Bülent YILDIZ, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi
 
•Polikistik Over Sendromu (PKOS) prevalansı kullanılan kriterlere göre değişiklik göstermektedir. NIH kriterlerine göre %6, Rotterdam kriterlerine göre %10, Androgen Excess - PCOS Derneğine göre %10 olarak hesaplanmaktadır.
•PKOS tanısı alan hastalara arasında oldukça farklı fenotiplere rastlanmaktadır. Bu konuda yapılan bilimsel çalışmalarda kredibilite için spesifik fenotipler açıkça belirtilmelidir.
•ABD’de toplumdaki obezite prevelansı yüksek olduğu için PKOS ek bir risk faktörü olarak görülmemekteyken, Türkiye’de PKOS obezite için risk faktörü olarak değerlendirilmektedir.,
•Açlık glukoz değeri tek başına insulin direnci tanısında yeterli değildir. İki saatlik OGTT, insulin direnci tespitinde sekiz kat daha başarılıdır.
•Klinik araştırmalar dışında, insulin direncinin değerlendirilmesi için serum insulin seviyesi ölçülmesi gereksizdir.
•Hastaya önce yaşam tarzı değişiklikleri önerilmeli, metformin rutin olarak herkese verilmemelidir. Yaşam tarzı değişikliğine rağmen glukoz intoleransında düzelme olmayan obez PKOS’lu hastalarda ve glukoz intoleransı olan ve normal vücut ağırlığına sahip PKOS hastalarında metformin düşünülmelidir. 
•PKOS hastalarının tamamına yakınında oral kontraseptifler menstruasyon, hirsutism için faydalıdır.
•Adolesanlarda ultrasonda polikistik over görünümü kriteri folikül sayısı yerine volüm olmalıdır.
•Menarşı izleyen ilk iki yılda PKOS tanısı koymaktan kaçınılmalıdır.
 
 
Polikistik Over Sendromunda İnfertilite Yönetimi
Prof. Dr. Gürkan Bozdağ, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi
 
•Oligo-anovulasyon için kimler taranmalı, kimler taranmamalı?
o21-35 gün arasında düzenli adet gören kadınlar veya 35 günden uzun süren adet aralığı tarif eden hastaları taramaya gerek yoktur.
o21-35 gün arası adet gören fakat hirustizmi olan kadınlar taranmalıdır. 31-35 gün arası adet aralığı olan kadınlar gerek görülürse taranabilir.
oTarama için mensin 21-24. günü arasında progesterone ölçülebilir. 3 ng/ml altındaki değerler anovulasyonu işaret edebilir. Test günü, 35 gün arayla adet gören kadınlarda 28. gün yapılabilir.
•Hayat tarzı değişiklikleri ilk basamak olmalıdır. Bu sadece konsepsiyon için değil, uzun vadeli sağlık sorunları ve gebelik komplikasyonları için de faydalıdır. 
•Birinci basamak tedavide amaç ovulasyonu sağlamaktır. Klomifen sitrat ve letrozol, BKI 25’ten düşük hastalarda eş değerde faydalıdır. BKİ’nin daha yüksek olduğu hastalarda ise letrozol daha başarılı görülmektedir. Metforminin tek veya kombine olarak tedavide faydası gösterilmemiştir. 
•CC için 6 aylık kümülatif gebelik oranı %38’dir.
•İkinci basamak tedavide bir seçenek laparoskopik ovaryan drilling’dir. Günümüzde kullanım sıklığı azalmıştır. Avantajı, işlem sonrası ilaç tedavisine gerek olmamasıdır. Öte yandan, invaziv bir işlem olması ve uzun vadede medikal tedaviye başvurma ihtimali olması dezavantajıdır. 
•İkinci basamakta en yaygın tedavi gonadotropin ile ovulasyon indüksiyonudur. Low dose step up protokolü ile çoğul gebelik ve tedavi iptali daha nadirdir, başarı şansı ise low dose step down ile aynıdır.
•Buna IUI eklemek, ovulasyonu tetiklemek, veya luteal faz desteği yapmak tedavi sonucuna etki etmemektedir. Başka bir endikasyon yoksa bu tedavileri hastaya önermekten kaçınılmalıdır. 
•Üçüncü basamakta IVF önerilmektedir. Burada en önemli kaygımız hasta güvenliği olmaldır. OHSS riski açısından antagonist protokol kullanımı ve gerekirse agonist ile ovulasyon tetiklenmesi, düşük doz gonadotropin uygulanması, lüzum halinde total cryo düşünlmelidir.